logo

04 Aralık 2018

Kadının adı çok!


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Belli yaşın üstündekiler bu başlığın “Kadının Adı Yok” kitabını çağrıştırdığını söyleyecekler. Doğrudur; bu adda bir kitap vardı ve bir zamanlar hayli rağbet görmüş, hatta gürültü patırdı çıkarmıştı. 64. baskısı 2013’te yapılmış. Yazarı öldü ve neredeyse unutuldu. Kadınerkilliğin (feminizm böyle çevrilebilir mi?) en tahrikçi elemanlarından biri olmuştu yazarı.

Hemen tepkici dindarlık harekete geçmiş ve Müslüman Kadının Adı Var kitabı piyasaya çıkmıştı (1998, bir de 1999’da da basılmış.) İkinci baskıda yazarın adına bir isim daha ilave edilmiş. Her halde evlenmiş, yeni soyadını da eklemiş. Şerife hanım ismini dörtleyememiş. Kusur onun değil, ebeveyninin. Aile çocuğa tek isim vermiş. Daha doğrusu, tek isim verilen devirde doğmuş yazarımız. 15-20 yıl sonra doğsa idi, herhâlde o da dört isimli hanımlardan olacaktı!

Türkiye’de hanım isimleri üzerinde bir siyaset okuması yapmak mümkündür.

Erkek isimlerinden çok hanım isimleri ideolojikleşmiştir desek, yanlış olmaz. Evrimler, devrimler, özgürler, ekimler… sonra eylüller… Bu isimlendirmelerin başlangıcı 2. Meşrutiyet’e kadar gider. Hürriyet, adalet, müsavat gibi bazı kelimeler bu dönemde yaygın hanım isimlerinden olmuştur. Sonraki yıllarda cumhuriyetin isimlendirmeleri Türkçe üzerinden yürümüştür. Aysel, Ayten vs. Milliyetçi kanat 1960’lardan sonra Aybike, Almıla, Asena vs. isimler koymuşlardır.

Büyük çoğunluk gelenekli adlandırmadan ayrılmamıştır. Ahmet, Mehmet, Mahmut, peygamber isimleri, dört halifenin isimleri… Fatih, Yavuz, Murat gibi Osmanlı tarihinden isimler…

Dindarlar 1970’lere kadar çocuklarına gelenekli isimler vermişler, 1970’lerden itibaren yükselen radikalizm isimleri etkilemiştir. Zehra ismi Zehre’ye, Sevda Sevde’ye dönüşmüştür. Bu evde kalmış, sokağa çıkınca yine Zehra, Sevda denilmiştir. İslâm tarihinin ilk döneminden hanım isimleri bulunma gayretine girilmiştir. Erkek isimleri de bundan nasibini almıştır.

***

İsim bahsi uzun. Hanımların siyasete katılması kutlamaları yapılıyor şu günlerde. Atatürk’ün böyle bir irade belirtmesi ile 17 kadın milletvekili olmuştur. Onlar da diğer milletvekilleri gibi, kendilerine verilen rolü oynamış, siyasette kadın ağırlığı hissedilmemişti. Zaten bir sonraki dönemde bundan vazgeçilmiş, kadın milletvekili Meclis’te nadiren görülmüştü. 1980’lerde Özal’ın kadınları vekil yapma, hatta bakan yapma temayülü, asıl sonuçlarını iki binli yıllarda vermiştir. Türkiye’de en çok kadın milletvekili bulunan dönem bu son dönemdir. Neredeyse her bakanlar kurulunda kadınlara yer veriliyor. Bunun daha çok resim olarak anlam taşıdığı ortada. Siyasi otorite geçmişte olduğu gibi bugün de kadınları vitrin olarak siyasete dahil ediyor. Erkek bakanların da çok muktedir olması istenmeyen bir dönemde hanım vekillerden de fazla beklenti olmamalıdır.

Kadın isimlerindeki çokluk önce Ak Parti’nin MKYK’sı vesilesiyle dikkatimi çekti. Dört isimli kadınlar! Geçen hafta idi galiba bir hanım rektör tayin edildi, adı maaşallah İspanyol isimleri gibi!

Neden kadının adı çok?

Çünkü bilhassa kız çocuklarına ikili üçlü isimler konulmaya başlandı, buna soyadını eklersek zaten kelime sayısı artıyor. Evlendikten sonra hem babadan kalma soyadını hem de koca soyadını taşıyınca böyle uzun isimler ortaya çıkıyor. Bunun “islâmî” camiada yaygınlaşması bir tarz iddia olarak görülmeli. “Ben varım, kadın olarak varım! Kocam erkek, onun soyadını şeklen taşıyorum, ama (erkek) babamın soyadını da bırakmıyorum!” Bundan birkaç yıl önce bir hanım yazarımız, artık baba soyadını kullanmayacağını gerekçeleriyle açıklamıştı.

Böyle iddialarla bir yere varılmaz, bilhassa kadınlık yücelmez!

(KARAR)

Etiketler: » » »
Share
358 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...