logo

27 Aralık 2019

Tanık olduğumuz ağır hayattan bize düşen mesuliyet nedir?


Fatma Barbarosoğlu
f.barbarosoglu@gmail.com

I-

Ben bu yazıyı yazarken; hâlâ nasıl oluyor da yazmaya devam ediyorum diye, şaşırarak bastım harflerin tuşlarına.

Yan yana gelmeyen kalplerin, birlikte saf tutmayan aklın, dikkatin ve rikkatin gücü ile yan yana gelebileceğine iman tazeleyerek, ‘hafv’ ile ‘reca’ arasında kelimeleri kelimelere ekledim.

Yazmaktan başka yapabileceğim bir şey yok, ne ki tanığı olduğum yüzyılın acısını yazmaya dermanım da yok.

Ne yapabilirim? “Sistemik sorunlara biyografik çözümler”in edebiyatını yapmaktan başka bir şansım ve dahi imkânım hiç olmadı.

Ben bu yazıyı yazarken; gözümün önünde maketten Çin Seddi’ni yıkan “eylemci”lerin naifliği ile kendi çaresizliğim arasındaki ortak noktalar birbirini vurdu. Sonra, Uygur H.’nin her gece yastığını ıslatan gözyaşları geldi gözümün önüne. Geldi ve gitmedi. Hikâyesini bilseydiniz nasıl oluyor da insan yine de yaşamaya güç buluyor diye şaşırırdınız. Hikâyesini anlatamam. Onun hikâyesini anlatmak, onu zayıflatmak olur çünkü. Şimdi değil çok başka zaman sonra, belki…

Türkiye’ye dünyanın dört bir tarafından gelen sığınmacılar için, fertler olarak bize düşen, selâmı ve kelâmı çoğaltmak; ya devlete düşen?

Dibe düşmüş insanları avlamak için bekleyen küresel suç örgütleri ile mücadele konusunda tedbirler yeterli mi?

Ben bu yazıyı yazarken; Hristiyan dünya, Noel ayinini henüz yapmıştı. Henüz kutlanmıştı kutlanmakta olan.

Ben bu yazıyı yazarken; medyamız Noel ile Yılbaşı arasındaki farklar üzerine ortaokul birinci sınıf münazara eğitimi vermeye devam ediyordu. “Eğitim şart!” Çünkü bu eğitimin başarısı ile kutlanacak Yılbaşı şenliği. Bu eğitimin başarısı ile başında milli sıfatı olan şans oyunu yeni bir rekora gidecek. Bu eğitimin başarısı ile şehrin ışıltısındaki israf görünmez olacak. Bu eğitimin başarısı ile Yılbaşı’nı en ışıklı bir şekilde karşılamış olan belediye diğerleri arasından süzülüp fark yaratacak.

Ben bu yazıyı yazarken; İdlib’den kaçan binlerce Suriyeli, bütün hayatını bir kamyona yükleyip yağmurun ve soğuğun altında nereye gittiğini bilmeden, yolda, ilerlemeyen kamyonların içinde, çaresizlikten perişan, üşüyor ve bekliyordu.

İki ateş arasında kalıp da yine de yola düşmeyenler var bir de… Yola düşecek takati olmayanlar. Yaşlı bir kadın meselâ. Yaşı 80 mi 90 mı? Etrafında sağlam duran tek bir bina yok. Yaşlı kadın bir sandalyenin üzerinde. Yanında bir çuval. Birkaç parça eşyası besbelli. Kucağında bir kedi. Kediyi okşayan ellerindeki şefkat fotoğraftan taşıp geliyor. O yaşlı kadın onca çaresizliğin, yokluğun, kimsesizliğin içinde, kediyi kucağından indirmiyor, çünkü candır. O yaşlı kadın, kucağındaki kedinin canını kendine emanet sayıyor. Onca yokluğun içinde emanetini terk etmiyor.

Küresel dünyanın liderleri, küresel şirketleri hepimizin canını kazanılması gereken dijital oyunun “can”ı olarak görüyor.

Bize düşen metalik adamların, metalik şirketlerin gücüne rağmen, canı cana eklemek canı cana derman kılmaktır.

-II-

Olan bitenden hepimiz sorumluyuz. Sorumluluğumuzu hatırlatan hadis-i şerifleri kalbimize yerleştirmedikçe, kalbimizdeki ile amel etmedikçe bize düşen ya yangın olacak ya da umursamazlık.

Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Üç grup insandan sorumluluk kaldırılmıştır. Uyanıncaya kadar uyuyandan, buluğa erinceye kadar çocuktan ve aklı başına gelinceye kadar delirenden” (D.4403 Ebû Davûd, 17; T1423 Tirmizi, Hudud, 1).

Numan b. Beşir’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ’nın koymuş olduğu sınırlara uygun yaşayanlar ile bu sınırları ihlal eden kimselerin durumu, bir gemiye binmiş gemi içindeki yerleri kura ile belirlenmiş iki grup insanın durumuna benzer; Bunlardan bir kısmı geminin alt tarafında, bir kısmı da üst tarafında yolculuk etmeye hak kazanmıştır. Alt kattakiler (su ihtiyaçlarını karşılamak için) üsttekilerin yanına giderler. (Bir süre sonra), ‘(Sudan ) nasibimizi almak için (geminin altından) bir delik açsak da yukarıdakileri rahatsız etmesek’ derler. Eğer yukarıda bulunanlar aşağıdakilerin isteklerini yapmalarına izin verirlerse gemidekiler hep birlikte helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hem onlar hem de kendileri kurtulur” (B2493 Buharî, Şirket, 6).

Meraklısı için not: Hadisi şerifleri alıntıladığım kaynak: Hadislerle İslâm, Serlevha Hadisler, Diyanet İşleri Başkanlığı Yay.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
391 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...